8 Temmuz 2013

Ne avukat verdiler ne korudular?

Yurtta tecavüze uğrayan 14 yaşındaki A.nın babası, "Aile Bakanlığı çocuğu korumaya alıp, davaya müdahil olacağız dedi ama hâlâ kimse el uzatmadı" dedi.
Ne avukat verdiler ne korudular?
Midyat’ta 14 yaşındaki lise öğrencisi A.’nın kaldığı özel öğrenci yurdunda hocası tarafından dört kez tecavüze uğradığı ve bir başka öğrencinin de tecavüz girişimine maruz kaldığı iddiasına ilişkin davanın üçüncü duruşması 11 Temmuz’da görülecek. Tecavüz iddiaları ortaya atıldıktan sonra aileye yardım edeceğini, çocuğa koruma sağlanacağını açıklayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise hiçbir sözünü yerine getirmiş değil. Bakanlığın tahsis ettiği avukatlar duruşmaya gitmedi, hizmetli olarak çalışan baba özel avukat tutmak zorunda kaldı. Psikologlar da sadece iki kez kapılarını çaldı. Baba ise isyanlarda: “Neden oğlumu korumuyorlar? Ya ben öldürseydim?”
Cizreli A. başarılı bir öğrenciydi. Geçen yıl Midyat Anadolu Lisesi’ni kazandı. Derslerinin yanı sıra Kuran eğitimi almak için Özel Bağlar Erkek Öğrenci Yurdu’na kaydoldu. Odada 18 öğrenciyle kalıyordu. A.’nın Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı ’ndaki ifadesine göre; Kuran dersi hocası H.K, Kasım 2012’de gece tuvalete kalkan A.’yı odasına çağırdı. Kapıyı kilitleyip “Bana masaj yap” dedi. Masajdan sonra A.’nın pijamasını çıkararak tecavüz etti. A., korktuğu için sesini çıkarmadı. Bir ay sonra H.K., yine gece yarısı A.’nın yanına gitti. Odasına götürüp taciz ettikten sonra tekrar tecavüz etti. Ocak 2013’ten sonra da H.K., A.’yı iki kez odasına çağırıp porno film izletti ve tecavüz etti. A. ifadesinde şunları söyledi: “Bu olayın stresinden ve üzüntüsünden çok fazla devamsızlık yaptım. Bu olaylardan sonra ders çalışmak istemedim. Okulda tüm hevesim gitti ve derslerim kötüleşti. H.’nin benimle birlikte olması olaylarında hiç rızam yoktu. Bir kez arkadaşımla şakalaşınca elindeki tahta sopayla elime ve sırtıma vurdu.”
A., başına gelenleri anlatmasından sonra muayeneye götürüldü. Muayenesinde, “anal bölgede iyileşmekte olan ekimoz, anal fissur ve rektal tuşede belirgin hassasiyet” saptandı. Raporda, “Livata düşündürür bulgular saptanmıştır” denildi. Bu arada, A.’dan sonra Y. adlı bir başka öğrenci de 25 yaşındaki H.K.’nın tecavüz girişimine maruz kaldığını iddia etti. İfadesinde, masaj yapması için iki kez odaya çağrıldığını anlatarak, “Beni öpmeye çalıştı. Bunu yapmamasını söyledim, geri çekildim. Eşofmanımı indirmeye çalıştı. Sarılarak beni havaya kaldırdı. Bana cinsel organını sürtmeye başladı. Omuzlarından ittim, kapıyı açıp çıktım” dedi. Y., iddiaya göre, yurtta kalmaya devam ettiği için ifadesini geri çekti.
H.K. ise ifadesinde, A.’ya tecavüz etmediğini savundu. A.’yı “devamsızlık yaptığı ve küfürlü konuştuğu” için uyarması nedeniyle bu iftirayı söylemiş olabileceğini ileri sürdü. H.K. ayrıca odasında porno film izlemediğini fakat bilgisayarını çocuklara verdiğini söyledi. Tutuklanan H.K.’ya “nitelikli cinsel istismar” suçundan Midyat Ağır Ceza Mahkemesi ’nde dava açıldı. Üçüncü duruşma, 11 Temmuz’da görülecek. Ancak soruşturma sürecinde ne tecavüzle suçlanan hocanın bilgisayarına el konuldu, ne de yurtta arama yapıldı. Üstelik yurdun hala faaliyette olduğu ortaya çıktı.
Baba: Örtmek istiyorlar
Bir kamu kuruluşunda hizmetli olarak çalışan baba B., olaydan sonra başına gelenleri Radikal’e anlattı. Baba, çocuğunu düz liseye yazdırdığını ve köye gönderdiğini ifade etti. Ailece ruh sağlıklarının bozulduğunu söyleyen B., Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın oğluyla ilgilenmediğini ve koruma altına dahi almadığını belirterek şöyle konuştu: “Ben 3-4 aydan beri yatamıyorum, her akşam ağlıyorum. Kafayı yedim. Kimse sahip çıkmıyor. Bu adamlar dini gruptan oldukları için mi olayı kapatıyorlar? Bu yurda darbe vuran ben miyim? Ben de Müslümanım, Kuran okumuşum, imanlı insanım. Bu olayı niye örtmek istiyorlar?” Baba B., bilgisayara dahi el konmadığını, yurt müdürünün eşini çağırarak, “Kocana söyleme, bunu aramızda halledelim” dediğini savunarak, “Nasıl olacak, parayla mı kapatacak?” diye sordu. Baba B., kendilerine avukat verilmediğini, yardımda bulunulmadığını ve yalnızca iki kez psikolojik yardım için gelindiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Ben Başbakanıma mektup yazdım, cevap alamadım. Cumhurbaşkanıma faks çektim, cevap alamadım. Başbakan diyor ki çocukları seviyorum. Niye bize elini uzatmıyor? İnsan yok mu bize yardımcı olacak? Biz mağduruz. Huzurumuz bozuldu. İkide bir ağlıyoruz. Çocuk tamamen gitmiş. Çocuğa yetişmeseydik kendini öldürürdü. Böyle pırıl pırıl bir öğrenciye bu yapılıyor. Türkiye ’de kimse bu olaylara sahip çıkmıyor mu?”
Hiç kimsenin kendilerine el uzatmadığını anlatan baba B., “Ben gidip yardım istersem diyecekler ki para için mi bu işin peşine takıldı. Ben dilenci miyim? Onlar benim durumumu görecekler. Çocuğumun yanına biri geldi de ben mi görmedim?” diye konuştu.
Bakanlık: Ailenin talebi olmadı


Radikal’in olayı sorduğu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkilileri aile istemediği için maddi yardımda bulunulmadığını, zaten babanın güvenceli işte çalıştığını açıkladı. Aile çocuğa sahip çıktığı için koruma altına alma uygulamasının yapılmadığını ifade eden yetkililer “Zaten karar mahkemece veriliyor. Ailenin de talebi olmadı” dedi. Aileyle iki kez görüşüldüğünü doğrulayan yetkililer çocukla ilgilenilmeye devam edildiğini savundu. Bakanlığa bağlı avukatların da duruşmaları izlediğini ileri sürdüler. Ailenin avukatı Abdulhaluk Ay ise bakanlık avukatlarının yalnızca dosyanın örneğini aldığını ve duruşmaya gelmediklerini söyledi.

Tecavüzde kan donduran iddia

Demmink'in tecavüz ettiği erkek çocukların Emniyet tarafından ayarlandığı belirtiliyor.
7 Temmuz 2013

Aysun Yazıcı / Taraf - Hollanda Adalet Bakanlığı eski Genel Sekreteri Joris Demmink’in, 1996 yılında Türkiye’de 12 ve 11 yaşlarında iki erkek çocuğa tecavüz ettiği iddiasıyla ilgili soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı.

Hakkındaki iddialarla ilgili Hollanda basınına açıklama yapan Demmink, 1987 yılından beri Türkiye’ye giriş yapmadığını belirtmişti. Savcılık soruşturmasında Demmink’in 20 Temmuz 1996’da Türkiye’ye giriş yaptığını belirledi. Ancak soruşturma zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle kapatıldı.

Hollanda Adalet Bakanlığı görevlilerinden Demmink’in Türkiye’de küçük yaştaki erkek çocuklara tecavüz ettiği iddialarıyla ilgili savcılık suç duyurusu üzerine geçen yıl soruşturma başlattı. Demmink’in 1996 yılında Türkiye’ye giriş yaptığını belirleyen savcılığın soruşturması zamanaşımına takıldı.

Savcılık kararında, “Evrak içerisinde mevcut giriş çıkış kayıtlarından şüpheli Joris’in Türkiye’ye 20/07/1996 tarihinde giriş yaptığı, yine müşteki ve tanık anlatımlarına göre iddia tarihinin temmuz 1996 olduğu, ancak iddia tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’da iddiaya konu eylemin 417/1 maddesine temas ettiği ve yine 765 sayılı TCK 102/3 maddesi gereğince 10 senelik zaman aşımına tabi olduğu eylemlerle ilgili şikâyet süresinin temmuz 2006 tarihinde dolmuş olduğu anlaşılmıştır” dendi. Zamanaşımına uğrayan dosyada Demmink, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Aslan, İstanbul Narkotik Şube Müdürü Ferruh Tankuş ile Emniyet Amiri Hüdai Sayın’ın şüpheli olarak yer alıyordu.

“Dili kesildi” iddiası
Bu karar sonrasında, avukat Eren Keskin savcılığa yeni bir suç duyurusunda bulundu. Keskin suç duyurusu dilekçesinde, Demmink’in 1996 ve 1998 yılları arasında Türkiye’ye giriş yaptığını ve bunun 2013/17915 soruşturma numaralı dosyasının kararında da sabit olduğunu vurguladı. Dilekçede, Demmink tarafından tecavüze uğrayan çocuklarla Baybaşin’in avukatı Berzan Ekinci’nin konuştuğu belirtildi: “Berzan Ekinci bu çocukları kendi ofisinde bizzat dinlemiştir. Çocuklardan M.Y. avukat Ekinci’ye olayı anlatırken sinir krizleri geçirmiş ve şüpheli Mehmet Emin Aslan tarafından, gönderilen kişiler aracılığıyla tehdit edildiğini ve dilinin jiletle kesildiğini anlatmıştır.”

Organize bir suç
“İnsanlığa karşı suç işlemek”, “Organize suç örgütü kurmak” ve “Görevi kötüye kullanmak” suçlarından, Demmink ve Mehmet Ağar’ın da aralarında olduğu kişilerin cezalandırılmasının istendiği dilekçede, şüphelilerin organize bir suç işledikleri anlatıldı. Demmink’in talebi üzerine, emniyet görevlilerinin çocukları ayarladıkları, otele götürdükleri ve söz konusu görüntüleri kayda aldırdıkları belirtilen dilekçede, görüntüler karşılığında, dönemin Emniyet görevlilerinin uyuşturucu baronu Baybaşin’in Hollanda’da tutulması ve cezalandırılması istendiği belirtildi.

“Görüntüleri tehdit için kullandılar”
Hollanda’da Zootermer Cezaevinde müebbet hapis cezasıyla tutulan Hüseyin Baybaşin, iki yıl önce Taraf ’a verdiği röportajda skandal iddiayla ilgili şunları söylemişti: “Uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla yargılandığım davada Demmink’in tecavüz olayını tehdit olarak kullandılar. Türk polisinin getirdiği çocuklarla beraber olan Demmink, otel odasında video kaydına alındı. Bu video dönemin devlet görevlileri tarafından şantaj malzemesi olarak kullanıldı. Demmink, yargı üzerindeki nüfuzunu kullanıp beni müebbetle tutuklattı. Dosyamdaki birçok kanıt ise Türkiye’den gönderildi ve burada dava dosyasına konuldu.”

Keskin: Zamanaşımı olamaz
Kapatılan dosyayla ilgili Eren Keskin, küçük erkek çocuklara tecavüz olduğunu ve soruşturmanın “Çocuk İstismarını Önleme Bürosu” savcısı tarafından yürütülmesi gerektiğini söyleyerek, “Soruşturmanın ‘Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddet Bürosu’ savcısı tarafından araştırılmış olması bir hukuk skandalıdır” dedi. Keskin ayrıca, “Ortada çok büyük bir insanlık suçu var. Bu suçu işleyenlerin Hollanda’nın önemli insanları olması ve bu suça aracılık edenlerin Türkiye Devleti görevlileri olması çok büyük bir skandal. Bu zamana kadar derinlemesine soruşturulmaması bir hukuk garabetidir. Bu kez savcılık çok geniş bir soruşturma yapmalı. İçerisinde devlet görevlilerinin de olduğu bir olay var, soruşturma nereye kadar gider bilemiyorum. Bu olay insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olamaz” dedi.

Söz konusu iddia ile ilgili İstanbul Adliyesi’nde yürütülen bir soruşturma olduğunu ve o dosya içerisinde çok sayıda belge olduğunu söyleyen Keskin, “O dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen dosya bana gösterilmedi. Savcılar yasadışı bir şekilde dosyayı görmemi engellediler. O dosyanın içeriği çok önemli” dedi.


gercek gündem'den

Ankara Milletvekili Nazlıaka, “Erkekler 2013’ün ilk 6 ayında; 88 kadın öldürüp, 77 kadına tecavüz etti, 117 kadını yaralayıp 91 kadına cinsel tacizde bulundu”

"Hükümet de yargı da kadınların maruz kaldığı tacize üç maymunu oynuyor. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen kadınlar olarak direneceğiz"

CHP Ankara Miletvekili Aylin Nazlıaka, hükümetin de yargının da kadınların maruz kaldığı tacizde üç maymunu oynadığını, ancak yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen kadınlar olarak direneceklerini kaydetti.

Nazlıaka, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, erkeklerin 2013'ün ilk 6 ayında 88 kadın öldürdüğünü, 77 kadına tecavüz ettiğini, 117 kadını yaraladığını, 91 kadına cinsel tacizde bulunduğunu belirtti.

Kadına yönelik şiddetle ilgili bazı bakanlıkların verdiği rakamlarının çelişkili olduğunu iddia eden Nazlıaka, şöyle devam etti:

"Adalet Bakanlığı'na göre 2009'un ilk 7 ayında 953 kadın öldürülmüş. İçişleri Bakanlığı'na göre ise 2009'da 324 kadın öldürülmüş. Ama Fatma Şahin'in İçişleri Bakanlığı'na referansla açıkladığı verilere göre bu sayı 171. Bakanlıklar arası bir koordinasyon yok belli ama aynı bakanlık kendisiyle çelişkiye düşüyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, aynı gün cevapladığı iki farklı soru önergesinde aynı soruya iki farklı cevap vermiş. Şahin, Mülkiye Birtane'ye Mart-Eylül 2012 arasında 23 kadının öldürüldüğünü söylerken, Pervin Buldan'a Ocak-Eylül 2012'de 125 kadının öldürüldüğünü söylemiş."

Nazlıaka, bütün bunların AK Parti hükümetinin kadına yönelik şiddete ilişkin samimiyetsiz yaklaşımının izdüşümü olduğunu öne sürdü.

Taksim Gezi Parkı olaylarının aynı zamanda bir kadın direnişi olduğunu belirten Nazlıaka, "(Hayatıma karışma, giydiğime karışma, kaç çocuk sahibi olacağıma karışma, süreceğim rujun rengine karışma, bedenim üzerinden siyaset yapma yeter) diyen kadınların direnişiydi" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın, Gezi Parkı olayları sırasında "Kabataş iskelesinde kendisine saldırıldığını söyleyen türbanlı genç bir kadını siyasi malzeme yaptığını" iddia eden Nazlıaka, İçişleri Bakanlığı'nın bu olayın faillerini bulmak zorunda olduğunu söyledi. Nazlıaka, "Başbakan tüm konuşmalarında Z.D.  kod  adlı arkadaşımızı  bir siyasi malzemeye çevirdi. Her miting konuşmasında bu arkadaşımızdan bahsettiğinde onun duygularını incittiğini gözardı etti" diye konuştu.

Hükümetin de yargının da kadınların maruz kaldığı tacizde üç maymunu oynadığını ileri süren Nazlıaka, ancak yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen kadınlar olarak direneceklerini, mücadele edeceklerini ifade etti ve "Direne direne kazanacağız" şeklinde konuştu.
-

5 Temmuz 2013

Erzurum'daki Cinsel Istismar Davası

Güncelleme : 04 Temmuz 2013 18:54
Erzurum'da 15 yaşındaki kıza cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan sanığın yargılanmasına devam edildi. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, tutuklu sanık Serkan Tuysuz ile avukatı hazır bulundu. Mahkeme Başkan Vekili Sami Tetik, 15 yaşındaki mağdur Gülcan T'nin, tecavüz yüzünden ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'ndan istenen raporun halen mahkemeye ulaşmadığını bildirdi. Savunma için söz alan sanık Tuysuz, Gülcan T. ile hiçbir cinsel ilişkide bulunmadığını, Gülcan T'nin Nurullah ve Hüseyin adlı iki kişiyle cinsel ilişkisi olduğunu tespit ettiğini ileri sürerek, bu durumu Gülcan T'nin annesinin bildiğini ancak olayı kapatmak için kasıtlı şekilde kendisine iftira atarak kızıyla evlendirmek istediğini iddia etti. Tuysuz'un avukatı da Gülcan T'nin "hymen" tetkiki için Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek bu konuda sağlık kurulu raporu istenmesini talep etti. Müvekkilinin bir yıla aşkın süredir tutuklu bulunduğunu, mağduriyetinin göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verilmesini talep etti. Cumhuriyet SavcısıHasan Dalak ise Gülcan T'nin ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığının belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'ndan istedikleri raporun beklenmesi ve sanığa istenen ceza miktarının göz önünde bulundurularak tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti de sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, tutuklulukta geçirdiği süre ve dillerin henüz toplanmaması nedeniyle sanığın tutukluluk halinin devamını kararlaştırarak, duruşmayı erteledi.      - Olay Sanık Serkan Tuysuz'un 31 Mayıs 2012 günü 15 yaşındaki kız arkadaşı Gülcan T'nin annesinin evde olmadığı bir sırada eve gidip kendisinin rızasıyla birlikte olduğu, bu sırada işten gelen kızın annesinin Tuysuz'u yatak odasında saklandığını görüp polise haber vermesi üzerine gözaltına alınan Tuysuz, tutuklanmıştı. İddianamede, Tuysuz hakkında "küçük yaşta kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu" iddiasıyla 15 yıla kadar hapis isteniyor.
Anadolu Ajansı

Küçük Kıza Tecavüz Eden Zanlıya 10 Yıl Hapis Cezası

Güncelleme : 03 Temmuz 2013 16:43
Alanya ilçesinde, 2010 yılında 12 yaşındaki kız çocuğuna tehdit yoluyla defalarca zorla tecavüz eden ve bu nedenle tutuklu bulunan zanlı, karar duruşmasında 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Karar duruşması, Alanya Adliyesi 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tutuklu olarak yargılanmasına devam edilen zanlı F.Ç.(19) ve olay tarihinde 12'sinde olan 14 yaşındaki mağdur kız çocuğu B.T., ailesi ve avukatı Metin Küçük duruşmada hazır bulundu. Mahkeme sonunda zanlı F.Ç., "Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, basit tehdit, cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarından 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Zanlı F.Ç., mahkeme sonrası, jandarma nezaretinde tutuklu bulunduğu Alanya L Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi.
Olay, 2010 yılında Alanya'da meydana geldi. F.Ç. adlı zanlı cep telefonu mesajlarıyla arkadaşlık kurduğu B.T.(12) ile defalarca ilişkiye girdi. B.T.'nin bir süre sonra ayrılmak istediğini söylemesi üzerine F.Ç. cep telefonuyla çektiği B.T.'nin fotoğraflarını tehdit unsuru olarak kullanıp küçük kıza tecavüz etmeyi sürdürdü. B.T.'nin durumu ailesine bildirmesi üzerine harekete geçen polis, zanlı F.Ç'yi yakaladı. F.Ç, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İhlas Haber Ajansı

4 Temmuz 2013

Hem uyuşturucu hem tecavüz

Bursa'da AVM'nin 5. katında düşen 15 yaşındaki Kübra Oral'ın ölümünün altından dehşet çıktı.



Hem uyuşturucu hem tecavüz
Gemlik’te bir alışveriş merkezinin 5’inci katındaki kafeteryadan düşerek ölen 15 yaşındaki Kübra Oral’ın kendisine uyuşturucu hap veren iki şahsın tecüvüzüne uğradığı ortaya çıktı. Genç kızın hamile olduğu belirlendi.

Bursa’nın Gemlik ilçesinde oturan 15 yaşındaki Kübra Oral, Ahmet Dural Meydanı’nda bulunan bir alışveriş merkezinin 5. katında yer alan teras bölümündeki kafeteryadan düştü. Geçen pazartesi meydana gelen olayın ardından çevredekiler 112 Acil Servis’i aradı. Vatan'ın haberine göre, olay yerine gelen sağlık ekibini ilk müdahalesinin ardından Kübra Oral, ambulansla kaldırıldığı Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Genç kızın cenazesi dün Gemlik’te düzenlenen tören ardından toprağa verildi.

İki şüpheli tutuklandı

Kübra Oral’ın düşmeden önce bir kişiden uyuşturucu hap aldığı ve bu kişinin cinsel istismarına uğradığı iddiaları üzerine polis operasyon yaptı. Genç kıza uyuşturucu hapı verdiği öne sürülen 20 yaşındaki Ali S. gözaltına alındı. Ali S.nin ifadesi üzerine arkadaşı 21 yaşındaki Ozan Ç. de savcının talimatı ile yakalanıp adliyeye getirildi. Burada nöbetçi savcının ifadelerini aldığı 2 şüpheli sevk edildikleri nöbetçi mahkeme tarafından ‘Uyuşturucu hap kullandırtmak’ ve ’Küçük yaştaki kız çocuğuna cinsel istismar’ suçlarından tutuklandı.

Öte yandan Kübra Oral’ın yapılan otopsisinde 2 aylık hamile olduğu belirlendi. Kübra Oral’ın, kendisini boşluğa bırakmadan önce kullandığı öne sürülen hapları ilçede satan bazı kişilere yönelik de operasyon başlatıldı.


manşet tv'den

Tacizin Cezası Yok!





Geçen gün Abbasağa Parkı’nda Bingöl’deki tecavüz davasıyla ilgili olarak kadın arkadaşlarla buluşup davayla ilgili olarak yapabileceklerimizi konuştuk. Devlet, tecavüzcüleri daha önceki pek çok örnekte olduğu gibi serbest bırakmıştı… sonra on dört yaşındaki bir çocuğun Mardin-Şırnak hattındaki yurdun ilmihal öğretmeni tarafından tecavüze uğradığı haberi. Takvim gazetesinin “nakavt” başlığıyla verdiği kadına şiddet haberi, gezi direnişinde gözaltına alınan kadın arkadaşlarımızın çırılçıplak soyulması vs.
Haber değeri! taşıyan bu haberlerin arkasında biz kadınların her gün yaşadığı görünmeyen tacizler var. Bunların birçoğuna artık biz bile sesimizi çıkarmıyoruz. Kanıksadık. Laf atmalar bu gruba giriyor mesela. Yürüyüp geçiyoruz. Günü on iki saat yaşıyoruz. Geceler bize yasak. Kıyafetlerimize oto sansür uyguluyoruz. Kadınlar bir araya geldiğimizde birbirimize anlatacağımız onlarca taciz hikayemiz var.
1 Temmuz Pazartesi günü benim de başıma böyle bir olay geldi. Bunu kamuoyuyla paylaşma nedenim, cinsel tacizle karşılaştığım ve şikayetçi olduğum bu süreçte yaşadıklarımın bir örnek oluşturması ve bu sürecin sorgulanmasıdır. Çünkü tacizin anladığım kadarıyla cezası yok. Susmadım. Ve her ne olursa olsun susan arkadaşlarımın sesi olmaya devam edeceğim, edeceğiz.
Bahariye’de her zaman gittiğim binaya o gün benimle birlikte bir adam da girdi. Elindeki poşet nedeniyle kendisinin bir büfeden vs yemek servisi yaptığını düşündüğüm adam üçüncü katta karanlıktan istifade ederek beni elle taciz etti, çığlıklarım ve peşinden koşma girişimim sayesinde yakalandı. Polisi çağırdım. Gezi süresince bir kez daha gördüğüm polis şiddeti güven duygumuzu öylesine zedelemiş ki gelen polisin tacizciye attığı tokat sanki benim yüzümde patladı. Ben adalet istiyordum. Bana yaptığının bedelini ödesin istiyordum ama şiddetle değil. Kapalı kapılar ardında dövülmesi ihtimali beni de incitiyordu. Polisi dövmemesi yönünde uyardım ve karakola gittik.
Tutanak tutulurken olayı ayrıntılarıyla anlatmam istendi. Beni elle taciz ettiğini söyledim ama “eli sadece değdi mi yoksa sıktı mı ? sorusu geldi. Tacizle yanlışlıkla dokunmayı birbirinden ayırabileceğimi söyledim. Özür dileriz ama bu soruları sormak zorundayız dediler ve tacizden emin olup olmadığımı sordular. Memurlardan biri yazılı tutanak tutulurken “sabıkası yok. Belli ki şeytana uymuş bir seferlik” dedi. Bir arkadaşımın yönlendirdiği avukat arkadaşlar eşliğinde tutanak tutuldu. Şikayetçi olduğum şahıs da avukat talebinde bulunduğu için işlemin uzayabileceği gerekçesiyle bizi gönderdiler. Süreç devam ediyor ancak muhtemelen savcılığın delil yetersizliğinden şahsı serbest bırakmasıyla sonuçlanacak.
Tacizin cezası yok! Peki biz kadınlar bu durumda ne yapacağız? Ben bu şahsın siciline bu suçun işlenmiş olmasını sağlayarak başka kadınlara ve belki çocuklara zarar verme ihtimalini düşürdüğüme inanıyorum. Olayın yetkili mercilerde! bile yeterince ciddiye alınmadığını hissetmek son derece direnç kırıcı. Ama tecavüzlere, tacizlere sessiz kalmayarak kendi payımıza düşeni yapmaya devam edeceğiz. Biliyorum.

Mehtap Meral 

Korucu tecavüzüne uğrayan genç kadının şüpheli ölümü


2013-07-03 12:56:03
Yazdir
Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Hanlar köyünde yaşanan olayda, sevdiği gence kaçan ve nişan yapan 19 yaşındaki N.F. adlı genç kadın, önceki gün baba evinde pompalı tüfekle vurulmuş halde bulundu. Genç kadının cesedi otopsi için Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
Alınan bilgilere göre, Hanlar köyünde yaşayan Nurcan Fidan, severek V.İ adlı kişiyle kaçarak nişanlandı. Fidan ailesinin barışmak için başlık parası istemesi üzerine, İdil'de bulunan Korucubaşı "Osman Hacico'nun oğlu Kerim devreye girerek tarafları barıştırabileceklerini söyledi. Genç kadını barıştırmak için beraberinde götüren korucudan bir süre haber alınamayınca, genç kadın telefonla yengesini arayarak kendisini kurtarmalarını istedi. Genç kadın ailesinin de devreye girmesiyle Anıtlar Jandarma Karakolu'na teslim edildi. Genç kadın burada korucular tarafından tecavüze uğradığını yengesine söyledikten sonra ailesiyle birlikte evine gönderildi.
Tecavüze uğrayan Nurcan Fidan, önceki gün pompalı tüfekle karnından vurulmuş halde bulundu. Hastaneye kaldırılmak istenen genç kadın yaşamını yitirirken cesedi otopsi için Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
Yaşanan olaya ilişkin Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı tecavüz ve intihar olayı ile ilgili olarak soruşturma başlattı.

besta nuçe'den

DNA sonucuna rağmen tutuklanmadı


Etkin Haber Ajansı / 03 Temmuz 2013 Çarşamba, 19:10
Denizli'de 15 yaşındaki H.İ'ye tecavüz eden Ahmet Çınar hakkında ikinci duruşmada da tutuklama kararı verilmedi. Mahkeme, yeterli delil olmadığını iddia ederken, H.İ'nin pantolonunda Çınar'a ait doku örneği bulundu.
 Tecavüz sanığı değil mağdur çocuk sorgulandı 3
Haber Fotoları: 1
DENİZLİ- 15 yaşındaki H.İ'ye yönelik tecavüz davasının ikinci duruşması Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Duruşmaya mağdur H.İ'nin babası Ahmet İ, avukatı Sezin Uçar ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın avukatı Tolga Erkan ve sanık avukatı katıldı. Tutuksuz yargılanan Ahmet Çınar ise duruşmaya gelmedi.
Mahkeme heyeti, Ankara kriminal laboratuvarından gelen DNA sonuçlarını açıkladı. Buna göre, olay günü H.İ'nin üzerinde bulunan pantolonda Çınar'a ait doku örnekleri bulundu. Ahmet Çınar, H.İ. ile herhangi bir birliktelikliği olmadığını iddia etmişti.
Duruşmada sanığın H.İ'ye yönelik tehditlerine tanık olan bir polis memuru da dinlendi. H.İ, şikayet için gittiği karakolda Ahmet Çınar'dan tesadüfen telefon gelmiş, yanındaki polisler de sesin dışarı verilmesini istemişti. Çınar, telefonda H.İ'yi "Ben sana ne yapacağımı biliyorum" diyerek tehdit etmiş ve anne ve babası aleyhinde konuşmuştu. Konuşmaya tanık olan iki polis memuru, tehditle ilgili tutanak tutmuştu. Mahkemenin bir önceki duruşmada polislerin dinlenmesi kararının ardından, tanık polislerden Ömür Solmaz duruşmada olayı anlattı.

SAVCI, SANIK AVUKATI YERİNE GEÇTİ

Duruşmada savcının tutumu dikkat çekti. H.İ'nin avukatının her konuşmasından sonra söz alan savcı, ayrıca yüzlerce kadının mahkemenin tutuklama kararı vermemesini protesto ederek, davanın takipçisi olacağını belirttiği protesto faksının dosyadan çıkarılmasını istedi. Savcı, bu talebini uzun uzun gerekçelendirirken, kadın-erkek eşitliği olduğunu ve cinsiyet ayrımcılığı yapılamayacağını savundu. Protesto faksında AKP Hükümeti döneminde kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığı ifadesini hatırlatan savcı, "Bu hususun doğruluğu yani neden ve nasıl arttığı, oranının ne olduğu sosyologları, psikologları ve istatistikçileri ilgilendirmektedir. Varsa böyle bir artış, önlemek de idarenin görevidir. Bu husus yargıyı ilgilendirmez" dedi. Savcı, kadınların sanık Çınar'ın elini kolunu sallayarak sokakta dolaşmasının kadınlar için tehdit oluşturduğu ifadesine de şöyle yanıt verdi: "Sanığın tahliye edilmesinden bu yana dava dosyamıza yansımış bu şekilde cinsel saldırı ile ilgili herhangi bir vakasına rastlanmamıştır. Yani önleme için tutuklama söz konusu olamayacaktır." Savcı, ayrıca aslolanın tutuksuz yargılama olduğunu ekledi.
Savcının ardından söz alan Av. Sezin Uçar, savcının dosyaya gelen belgelere ilişkin beyanda bulunmazken, protesto faksına 3 sayfalık mütalaada bulunduğuna dikkat çekti. Sanığın tutuklanması talebini yineleyen Uçar, "Dosyada deliller bakımından kuvvetli suç şüphesi açıktır. Geçen celsede tanıklar dinlendi, mağdura ilişkin jinokolojik bulgular var, mesaj içerikleri, sanığın daha önceki sabıkası değerlendirildiğinde bu suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe aşikardır" dedi. Uçar, Kadıköy Yoğurtçu Parkı'nda H.İ. için binlerce kişinin katılımıyla yapılan eylemi de hatırlatarak, mahkemenin hukuki ve vicdani bir karar vermesini istedi.
Duruşmanın sonunda ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Çınar'ın tutuksuz yargılanmasının devamına karar verdi. Heyetin kadın üyesi Çınar'ın tutuklanması gerektiğini belirterek karara şerh düştü. Savcının, protesto fakslarının dosyadan çıkarılması talebini reddeden mahkeme, H.İ'nin daha önce alınan ifadesinin görüntülü kaydedilmemesi nedeniyle, tekrar görüntülü olarak ifadesinin alınmasına karar verdi. Duruşma 24 Ekim'e ertelendi.
etha.com.tr'den

Üvey kızına tecavüz eden babaya 30 yıl hapis

04 Temmuz 2013 Perşembe 15:45

AYDIN’ın Söke İlçesi’nde karın ağrısı şikayetiyle götürüldüğü hastanede hamile olduğu anlaşılan ve bir erkek çocuğu dünyaya getiren E.Z.’ye tecavüz ettiği DNA testi ile belirlenen üvey baba 39 yaşındaki A.İ.Y., 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. E.Z.’nin yıllarca öz babası olarak bildiği A.İ.Y.’nin üvey babası olduğunu ise olay ortaya çıkınca öğrendiği belirtildi.


Üvey kızına tecavüz eden babaya 30 yıl hapis

Söke İlçesi’nde geçen yıl Kasım ayında ortaya çıkan olayda, 15 yaşındaki E.Z. karın ağrısı şikayetiyle annesi E.Z. tarafından hastaneye götürüldü. Yapılan muayenede, genç kızın 26 haftalık hamile olduğu belirlendi. Durumun polise bildirilmesi üzerine, E.Z., annesi E.Z.’ye nikahsız yaşadığı ve babası olarak bildiği biçer döver operatörü A.İ.Y.’nin uzun süredir tecavüzüne uğradığını anlattı. Gözaltına alınan ve suçlamaları kabul etmeyen A.İ.Y.’nin tutuklu olarak yargılanmasına karar verildi.

DNA TESTİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARTTI
Dava görülürken genç kız bir erkek çocuğu dünyaya getirdi ve bebek devlet korumasına alındı. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla E.Z.’nin dünyaya getirdiği erkek bebekle, A.İ.Y.’den kan örnekleri alındı. İncelemede, bebeğin babasının A.İ.Y. olduğu tespit edildi. 
Bu arada E.Z.’nin öz babasının öldüğü ve annesinin nikahsız yaşadığı A.İ.Y’nin üvey babası olduğunu olayın ortaya çıkmasıyla öğrendiği ifade edildi.
ÜST SINIRDAN CEZA VERİLDİ
Söke 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki son duruşma geçen 12 Haziran’da görüldü. Tutuklu yargılanan A.İ.Y. 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Zanlının mahkemedeki tavırları ve pişmanlık göstermemesi nedeniyle de verilen hapis cezasında indirime gidilmedi.
DHA