19 Şubat 2012

Yargıtay Kararı "Tecavüzden Beter"


Bartın'da 2 kişinin tecavüzüne uğrayan küçük kız çocuğu için Adli Tıp, "Ruh sağlığı bozulmuştur" raporu verince sanıklara verilen ceza artırıldı. Ancak Yargıtay, "Hangisinin ruh sağlığını bozduğu belirtilmeli" diyerek mahkeme kararını bozdu.

Bartın'da küçük bir kız çocuğuna tecavüz eden iki kişi hakkında dava açıldı.

Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada tecavüze uğrayan mağdure kız için Adli Tıp raporu alındı. 

Adli Tıp Kurumu'ndan gelen raporda mağdure kız için "Ruh sağlığı bozulmuştur" tespiti yer aldı. Mahkeme de bu nedenle sanıklara verilen cezayı artırdı. Karar Yargıtay'a temyize gitti. 

Vatan gazetesinin haberine göre, temyiz incelemesini yapan 14. Ceza Dairesi, öncelikle olay tarihinde nüfus kaydına göre 18 yaşından küçük olan mağdurenin 19 yaşlarında göründüğüne ilişkin bir sanığın beyanı nazara alınarak, doğum kayıtlarının istenmesi, resmi bir sağlık kurumunda doğmamış ise de yaş tespitine esas olacak kemik grafileri çektirilip sağlık kurulundan rapor alınması gerektiği belirtildi.

Fiili değil, faili merak etti

Kararda ikinci bozma gerekçesi ise şöyle belirtildi:

"Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun 28.05.2010 tarihli raporunda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiş ise de rapordan ruh sağlığının her iki sanığın eylemlerinden mi, yoksa hangi sanığın eyleminden dolayı bozulduğu anlaşılamadığından, bu hususta ek mütalaa alındıktan sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi, kanuna aykırı görülmüş olduğundan, kararın bozulmasına oybirliği ile karar verildi." 

Cezada indirim yapılacak

Türk Ceza Kanunu'na göre 15 - 18 yaş arasındaki çocuklara tecavüz edilmesi suçuna 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası veriliyor. 

Suçun sonunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde sanığa verilecek ceza 15 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası olarak düzenleniyor. Yargıtay'ın bu kararına göre, dava Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülecek.

Mahkemenin Yargıtay kararına uyması durumunda Adli Tıp Kurumu'ndan, mağdure kızın ruh sağlığının tecavüzcülerden ikisinin fiillerinden mi yoksa sadece birinin fiilinden mi meydana geldiği araştırılacak. 

Raporun değişmesi halinde 15-24 yıl arası hapis cezası istemiyle yargılanan sanıklardan biri için cezanın 8 yıla kadar düşmesi ihtimali doğacak. 



CNNTurk'ten

3 Şubat 2012

Böyle Haber Okumadınız



Ankara Sincan’da yaşanan olayda, İ.S. (32) adlı gencin, kız kardeşleri B.S. (22), Ş.S. (19) ve S.Z.’ye (18) tecavüz ettiği ortaya çıktı.


02 Şubat 2012 Perşembe Saat: 10:03


ANKARA -  Olay, kız kardeşlerden S.Z.’nin, evlendiği E.Z. adlı gençle girdiği gerdek gecesinde bakire olmadığının görülmesiyle anlaşıldı. Ağabey İ.S., tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Milliyet gazetesinin haberine göre, Sincan Yenikent’teki yaşanan olay, 4 Ocak’ta gerçekleşen evlilik töreniyle günışığına çıktı. E.Z. adlı gençle evlenen 4 kardeşin en küçüğü olan S.Z., nikâhın ardından damat E.Z.’ye bakire olmadığını açıkladı. Genç kadın başından geçen olayları anlatınca E.Z., Sincan’daki Fatih Polis Merkezi’ne giderek eşinin ağabeyi İ.S.’nin gerçekleştirdiği iddia edilen tecavüz olayıyla ilgili şikayetçi oldu.

AİLESİNE ANLATAMADI

Polise ifade veren E.Z., eşinin özağabeyi İ.S.’nin 3-4 yıl evlerinde S.Z.’ye tecavüz ettiğini anlattı. E.Z., olayın ardından İ.S.’nin kardeşini ölümle tehdit ettiğini ve bu nedenle aile büyüklerine olayı anlatamadığını söyledi. Psikolojik destekle başından geçenleri olduğu gibi polise anlatan S.Z., ağabeyinin kendi evlerinde cinsel ilişkiye girdiğini anlattı. Genç kadın, ağabeyi İ.S.’nin 2009’da kendisiyle iki kez cinsel ilişkiye girdiğini, şikayetçi olup olmama konusunda kararsız olduğunu belirtti.

Bu ifadenin ardından savcılık talimatıyla soruşturmayı genişleten polis, E.Z.’nin halen ailesiyle birlikte yaşayan iki ablasının da ifadesine başvurdu. Genç kadının iki ablası B.S. ile Ş.S., avukat huzurunda polise ifade verdi.

İki kız kardeş, İ.S.’nin geçmişte kendileriyle de cinsel ilişkide bulunduğunu anlattı. Bu ifadeler doğrultusunda Sincan Emniyeti görevlileri şüpheli İ.S.’yi yakalayıp gözaltına aldı. Sorgusunda kız kardeşlerinin iddialarını dolaylı olarak kabul eden İ.S. tutuklandı.


Kaynak : http://www.gazeteport.com.tr/haber/76972/boyle_haber_okumadiniz/1#yorumlar#ixzz1lIsGovqj

2 Şubat 2012

Kızını Sözleşmeyle Sattı

Teslime TOSUN/ANTALYA, (DHA)
1 Şubat 2012

ANTALYA’da 6 yıl önce 12 yaşında olan E.Y. adlı kızı babası Osman Y.’den 5 bin liraya aldıktan sonra satış sözleşmesi imzalatan inşaat malzemesi ticareti yapan 54 yaşındaki Yusuf A., tutuklandı.







Bugün 18 yaşında olan E.Y., iddiaya göre 2006 yılında, henüz 12 yaşındayken babası Osman Y. tarafından, oğlunun çalıştığı inşaat malzemeleri dükkanının sahibi Yusuf A.’ya 5 bin lira karşılığında satıldı. Küçük kızın babası ile işadamı arasında yapılan satış, sözleşmeyle de imza altına alındı. E.Y.’nin vesikalık fotoğrafının da yapıştırıldığı sözleşmeye, "Kızımı 5 milyon ’5 bin TL’ liraya sattım. 12 Şubat 2006 tarihi itibariyle kızım E.Y.’yi Yusuf A.’ya teslim ediyorum. Parayı peşin aldım. Yukarıdaki tarihten itibaren Yusuf A.’nın kontrolünde olacaktır. Baba olarak rıza gösteriyorum’ dedi. İmzalandı" diye yazıldı. Sözleşmenin en altına küçük kızın ismi açılarak "E.Y.’ye soruldu. ’Babamın rızasını ben de kabul ediyorum’ dedi. İmzaladı" diye yazılarak, küçük kızın imzası alındı.


ÖĞRETMEN ORTAYA ÇIKARDI
Eşinden ayrıldığı belirtilen 4 çocuk babası Yusuf A., küçük kızı ilk olarak Kemer’de bir otele götürdü ve burada tecavüz etti. İşadamının evinde tutulan ilköğretim 6’ncı sınıf öğrencisi E.Y.’nin, durumu okuldaki öğretmene anlatmasıyla satış ve tecavüz ortaya çıktı. Rehberlik öğretmeninin sınıfa, "Canınızı sıkan bir olayı yazarak anlatın" sorusu üzerine ağlayarak sınıftan kaçan E.Y., tuvalete saklandı. Ardından giden öğretmen, E.Y. ile konuştu. E.Y., ağabeyinin patronuna babası tarafından satıldığını söyleyip, Yusuf A’nın kendisine tecavüz ettiğini anlattı.



SAVCILIK İFADELERİ
Öğretmenlerin tutanak hazırlayarak olayı polise aktarmasının ardından soruşturma açıldı. İfadesine başvurulan baba Osman Y., şöyle dedi:



"Oğlum İsmail Y., bu adamın yanında çalışıyordu. İtibarlı bir işadamıdır. Yaz aylarında kızım da, onun hırdavat ve inşaat malzemeleri satan dükkanında çalışmaya başladı. Bir gün bana ’Ben derin devlet için çalışıyorum. Senin bu kızında iş var. Onu okutmak ve eğitmek istiyoruz’ dedi. Kızımı benden zaman zaman alacaklarını ve eğiteceklerini söyledi. Hatta bana derin devlet adına bazı kağıtlar da imzalattı. Ben kızımı satmadım. Onu zaman zaman çağırıp, götürüyordu."


Yusuf A. savcılıkta, "Osman Y., yeni ev almıştı. Bir gün benim yanıma geldi ve kızını satması gerektiğini söyledi. Ben de kızı kurtarmak için 5 bin lira verdim. Yarın başım belaya girer diye de satış sözleşmesi yaptım ve babasına imzalattım. Kızı da imzaladı. Ben yardımcı olmaya çalıştım" diyerek ifade verdi.


MAHKEMELER ARASINDA DOLAŞTI
Açılan dava dosyası, 2006 yılından bu yana mahkemeler arasında dolaştı durdu. Olay yeri Kemer ilçesi olduğu için Antalya Cumhuriyet Savcılığı, dosyayı Kemer Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdi. Savcılığın hazırladığı soruşturma evrakı ile önce Kemer Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Ancak, bu mahkemenin ’yetkisizlik’ kararı vermesiyle dosya Antalya 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’ne geldi. Bu mahkemenin de ’görevsizlik’ kararıyla dava Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.



"BABASI SATMAK İSTEDİ"
Dava başladıktan sonra taraflar bulunamadı. Osman Y.’nin olaydan sonra eşini ve çocuklarını alarak memleketi Sivas’a göç ettiği belirtildi. Genç kızın babası, talimatla alınan ifadesinde, Yusuf A.’dan şikayetçi oldu. Mahkeme bu arada tutuksuz yargılanan Yusuf A.’yı bulmaya çalıştı. Aradan 6 yıl geçtikten sonra işadamı Yusuf A. dün ilk kez hakim karşısına çıktı. Yusuf A., mahkemede Osman Y.’nin kızını satmaya çalıştığını yineleyerek, şöyle devam etti:



"E.Y. yaz aylarında ağabeyi ile birlikte benim işyerimde çalışıyordu. Birgün babası geldi ve ev aldığını paraya sıkışık olduğu belirterek kızını satacağını söyledi. Ben de ’Olur mu öyle şey’ dedim. Hemen oradan bıçak aldı ve kızın boğazına dayadı. ’Ya satacağım, ya keseceğim’ dedi. Ben de kızı kurtarabilmek için atladım ve bıçağı alıp, ’Tamam ben alırım bu kızı’ dedim. Ama başım da belaya girmesin diye satış sözleşmesi yaptım."


MAHKEMEDE YALANLADI
Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Nihat Altuğ’un, "Niye polise haber vermedin? Bak ifadelerinin bazı yerlerinde bu çocuğa karşı yaptıklarını itiraf ettiğin bölümler var" sorusuna Yusuf A., "Polis bana baskı yaptı. Ben baskı altında ifade verdim" iddiasında bulundu. Yusuf A. "Ben kıza bir şey yapmadım. Otele götürmedim. İspatlasınlar götürdüğümü" diyen Yusuf A.’ya hakim Altuğ daha önce tanık olarak dinlenen otelin resepsiyon görevlisi Hakan C. ile sorumlusu Mustafa Ö.’nün ifadelerini okudu. C. ve Ö.’nün, küçük kız ile otele gelen Yusuf A. ile ilgili olarak, "Bu kişi otelimize yanındaki küçük kız çocuğu ile geldi. Biz kimlik sorduğumuzda bu kişi, çocuğun kendi kızı olduğunu söyledi, nüfus cüzdanını yanında getirmediğini söyledi. Küçük kız da yanında suskun durunca biz de gerçekten kızı zannederek odayı kendisine kiraladık. Bununla ilgili defter kaydımız mevcuttur" ifadesi için ne diyeceği sorulan Yusuf A., "Tamam otele gittim ve orada kaldım ama yanımda kız yoktu. Kızın yanımda olduğunu ispatlasınlar" dedi.



Genç kızın nerede olduğu bilinmezken, Yusuf A. mahkemece tutuklandı, duruşma mart ayına ertelendi.

26 Ekim 2011

Halden anlayan


Cumhuriyet 26.10.2011



Eşini 27 yerinden bıçaklayarak öldüren koca iyi hal ve tahrik indirimi aldı
Ankara’da bir kadın cinayeti daha
ADANA (Cumhuriyet) - Mukaddes Topal (24) nikâhsız yaşadığı Musa Tunç (30) tarafından 27 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Tunç, ömür boyu hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanırken, tahrik ve iyi hal indiriminden yararlandırılarak 13 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.
İki çocuk babası, işsiz kamyon şoförü Musa Tunç ile Mukaddes Topal 7 yıldır nikâhsız olarak birlikte yaşıyorlardı. 23 Ağustos 2010da, Tunç öğle yemeği için evine geldi. Yemek yedikleri sırada, çiftin 5 yaşındaki kızı Müjde ayran dolu bardağı döktü. Bunun üzerine çiftin arasında kavga çıktı.
İddiaya göre Topal, ayran dökmesine sinirlendiği kızına ve de kayınpederine küfür etti. Buna sinirlenen Tunç da önce eşinin boğazını sıktı, ardından da mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla bıçakladı. Topal, 27 bıçak darbesiyle olay yerinde yaşamını yitirirken, çığlıklar üzerine yardıma koşan komşuları Hatun Alataş (60) da yaralandı.
2. Ağır Ceza Mahkemesinde karar duruşmasına çıkan sanık Tunç, savunmasında Bana yemek hazırlamıyordu. Çamaşırlarımı yıkamıyordu. Benimle birlikte yatmıyordu. Olay günü de kızıma ‘o... çocuğu’ dedi. Babama da ‘köpek’ dedi diye kendini savundu.
Mahkeme heyeti, kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası verdiği sanık Tunçun bu cezasını, suçu eşinin hakaretleri sonucu işlediğine kanaat getirip 16 yıla, ardından duruşmalardaki tavır ve davranışlarından dolayı da 13 yıl 4 aya indirdi. Komşusunu yaralamaktan dolayı da 7 ay 15 gün hapis cezası verdi.

25 Ekim 2011

Kadına Yönelik Şiddet Önlenebilir mi?


Cumhuriyet 25.10.2011

İlk amacımız toplumda kadının “insan olarak hak ve özgürlüklerini” kabul etmemiz olmalı. İkincisi, şiddet göstermenin erkekliğini ispat yolu ya da maçoluk işareti değil, aksine gelişmemişlik ve ciddi bir davranış bozukluğu olduğu düşüncesini toplumun zihnine kazımalı.
Prof. Dr. Aysel EKŞİ Psikiyatr
Kadına yönelik şiddet örnekleri hemen her gün basında yer alıyor. Bu yeni bir olgu değil, ama ülkemizde giderek arttığına dair pek çok bulgu var. Şiddetin aslında hayvanın ve insanın doğasında var olduğunu, ancak insanda bastırılmış ve yüceltilmiş bir davranış biçimi olduğunu biliyoruz. Şiddet, bu ilkel duyguyu bastıramayan insanın başka birinin fiziksel, cinsel, psikolojik bakımdan zarar görmesine, acı çekmesine, yaralanmasına, ölümüne yol açacak davranışlarda bulunması demek. Aynı şekilde tehdit etmesi, baskı uygulaması, o bireyin özgürlüğünü keyfi olarak engellemesi de bu başlık altında düşünülür.
Şiddet hayatın her yerinde ve dünyanın pek çok ülkesinde görülüyor. Kanada başta olmak üzere Batı ülkeleri bu alanda uzun süre epey çaba harcadılar, çocuğa ve kadına yönelik şiddetin denetim altına alınmasını tamamen değilse de büyük ölçüde başardılar.
Kadına yönelik şiddetin her ülkede farklı nedenleri var. Bizde toplumun kadına bakışı, kadınla ilgili değer yargılarımız çok çelişkili ve problemli. Toplumun büyük kesimi Kızını dövmeyen dizini döver ya da Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etme sözleriyle yetişir. Erkeğimiz kendi yerini kadının üstünde tutmayı, kadını malı gibi görmeyi, yetiştiği ailede ve çevrede öğrenir. Bunun tek istisnası vardır, o da bu aslan erkeklere hayat veren analardır. Analar dışında diğer kadınlar, hatta çocuklarının anası bile kendi tapulu malıdır. Onu sever de, döver de, öldürür de. Buna kimse karışamaz.
Şimdi gazetelerde okuyoruz, kadın bakanlığının hazırlıklarına göre şiddet uygulayanlar psikiyatr ve psikologların tedavisine gönderilecekmişİyi olur; tamam da toplumun kadına genel bakışı değiştirilmedikçe psikiyatrlar ve psikologlar ne kadar başarılı olabilir?
Olayın temeli bence kadına insan “ olarak saygılı olmak, onun erkeğin gerisinde bir mal olmadığını toplumun kabul etmesinde yatıyor. Söze gelince kızların eğitim görmesini isteyen ama pratikte, çok sayıda çocuk doğurmasını ve dışarda çalışma yerine eve kapanmasını cesaretlendiren tutumları kadın erkek eşitliği” olarak değerlendirebilir miyiz? Çok sayıda çocuk doğuracak ve onları büyütecek kadın hangi müstesna yeteneklerle donatılmış olmalı ki erkekler kadar iyi eğitim yapabilsin, iş yaşamında karar alma mekanizmalarında onlar kadar söz sahibi olabilsin ve gereğinde haklarını yeterince savunabilsin?.. Başını bağlayan kadını namuslu, tesettüre girmeyeni namussuz ve hafif olarak değerlendiren tutumların kadına saygıyla ilişkisi var mıdır? Şiddet uygulanan ya da öldürülen kadınların çoğunlukla mutsuz giden evliliğini bitirmek isteyen kadınlar olduğunu görüyoruz... “Benim olmayan malı kimseye yâr etmem” zihniyeti ve bunun şiddete dönüşmesi büyük ilkelliktir ülkemizde.
Özetle, bence ilk amacımız toplumda kadının insan olarak hak ve özgürlüklerini” kabul etmemiz olmalıİkincisi, şiddet göstermenin erkekliğini ispat yolu ya da maçoluk işareti değil, aksine gelişmemişlik ve ciddi bir davranış bozukluğu olduğu düşüncesini toplumun zihnine kazımalı. Ciddi davranış bozukluğu diğer insanların temel hak ve özgürlüklerini hiçe sayan, toplumun temel kural ve kanunlarını bozan davranışlar demek. Kadın döven, ona şiddet uygulayan insanlar genellikle duygusal bakımdan gelişmemiştir, sabırsız, sıkıntıya ve engele katlanamayan, öfkesine hâkim olamayan, çoğunlukla dürtü kontrolü gelişmemiş kişilerdir. Saldırganın bu özelliklerini herkes bilmeli...
Kadına yönelik şiddetin pek çok nedeni var. Ailelere ait bireysel nedenleri hariç tutarsak, şiddetin kitle iletişim araçlarında sunumu da son derece önemli... Batılı ülkelerde televizyonda devamlı şiddet izleme ile saldırganlık gelişimi arasındaki ilişki uzun süre araştırıldı. Devamlı şekilde şiddet içeren program izleyen kişilerde saldırgan davranışların belirgin şekilde yüksek olduğu görüldü. İnsanların sosyal ve ekonomik düzeyleri, zihinsel yetenekleri ve yetişmesindeki pek çok faktör arasında en önemli etken, devamlı saldırgan programlar izleme olarak işaretlendi.
Özetle, son otuz yılı aşkın bir sürede yapılan güvenilir bilimsel araştırmalar önemle şu sonucu vurguladı: Medyanın, devamlı şiddet sahneleri bombardımanının insanlarda saldırgan davranışları arttırdığı artık hiçbir şüpheye meydan bırakmayacak şekilde kabul edilmiştir
Şu halde önemli soru şu: Şiddet içeren TV programları karşısında ne yapılabilir?
Görsel medya yapımcılarının şiddet sunmaktan asla vazgeçmedikleri Batı ülkelerinde de açıkça görüldü. Hiç olmazsa yapımcılara bazı öneriler yapılabilir. Örneğin şiddet içeriğinin azaltılması ve şiddet karşıtı içeriğe daha çok yer verilmesi istenebilir. Mutlaka konu içerisine saldırganın pişmanlık, eleştiri ve cezalandırılmasının dahil edilmesi gereği vurgulanabilir. Yapılan çalışmalarda saldırgan model eksik cezalandırılırsa, şiddetin uygulanması haklı gösterilirse, saldırgan üzüntü ve pişmanlık gibi duygulardan yoksunsa, şiddet abartılı bir biçimde çok sık ekranlarda görülürse bunların zamanla saldırganlığı ve şiddeti arttırıcı etkisi olabildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle film ve program yapımcıları ve özellikle halk bu konularda uyarılmalı ve halkın tepki göstermesi desteklenmelidir...
Kaynaklar:
Ekşi A. Beş Kıtada Gençler. Yakında yayımlanacak kitap.
Huesmann LR ve arkadaşları (2003). Longitudinal relations between childrens exposure to TV violence and their agressive and violent behaviour. in adulthood: Developmental Psychology39, 2, 201-221.
Johnson JG ve arkadaşları (2002). Television viewing and aggressive behavior during adolescence and adulthood. Science, 295 (5564 / 29 March), 2468-2471

3 Ekim 2011

Dev Şiddete Takipsizlik


Murat KAZANCI / İSTANBUL
2 Ekim 2011
Dev şiddete takipsizlik

Mirsad Türkcan hakkında başlatılan aile içi şiddet soruşturması takipsizlikle sonuçlandı. Dina Türkcan, moda tasarım işinde çalışmak istediğini söylediği için basketbolcu eşinin kendisine şiddet uyguladığını söylemişti.

Türk basketbolunun önemli isimlerinden Fenerbahçe Ülker’de forma giyen Mirsad Türkcan (35) ile Sırbistan-Karadağ eski güzeli ve manken Dina Dzankovic’ın (24) 6 yıllık evlilikleri 7 Temmuz 2011’de Göcek’teki yazlık evlerindeki kavgayla sarsıldı. O gece Göcek Jandarma Komutanlığı’na başvuran Dina Türkcan, moda-tasarım işinde çalışmak istemesi üzerine tartıştıkları eşi Mirsad Türkcan’ın birkaç kez yüzüne tokat attığını ve saçlarını tutarak kafasına vurduğunu öne sürdü.

‘Bana kötü davranıyor’

Son yıllarda eşinin kendisine kötü davrandığını ileri süren Dina Türkcan, bu davranışlar nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu ve şikâyetçi olduğunu belirtti. Dina Türkcan o gecenin ardından çocuklarıyla birlikte İstanbul’a döndü. Eşi hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu ve Beykoz Aile Mahkemesi’nde 1 milyon TL tazminat talepli boşanma davası açtı.

Savcılık ‘Delil yok’ dedi

Mahkeme, Mirsad Türkcan’ın eşine ayda 2000 TL, her bir çocuğuna da 1000 TL ödemesine hükmetti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise Mirsad Türkcan hakkında basit yaralama suçundan başlattığı soruşturmayı önceki gün tamamladı. Savcılık Mirsad Türkcan’ın eşinin anlattıkları dışında delil bulamadığı için soruşturmayı takipsizlikle sonuçlandırdı.



Hürriyet

22 Eylül 2011

Serbest Bıraktılar, Gidip Eşini Öldürdü

Samsun'da boşanma davası açtığı eşi tarafından öldürülen 42 yaşındaki Asuman Köksal'ın, olaydan önceki 6 ay içerisinde kocasını 3 kez Cumhuriyet savcılığına şikayet ettiği ortaya çıktı. Bu şikayetler sonucu gözaltına alınan zanlının tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı ortaya çıktı.

Canik İlçesi Yeşilova Mahallesi'nde geçen Mart ayında meydana gelen olayda, 4 çocuk annesi Asuman Köksal, 23 yıllık eşi lokantacı Hüseyin Köksal'ın kendisini sürekli dövmesi üzerine evi terk ederek babasının yanına yerleşti. Bu olayın ardından kocasına da boşanma davası açtı.

Ancak boşanmayı kabul etmeyen Hüseyin Köksal eşini barışmak için ikna etmek amacıyla zaman zaman görüştü. Olay günü de eşini telefonla arayıp para vereceğini söyleyerek eve çağırdı. Bir süre konuştuktan sonra eşiyle cinsel ilişkiye giren Hüseyin Köksal yatakta konuşurken, iddiaya göre kadının telefonu çaldı. 

Telefonu açan Köksal, eşinin tanımadığı bir erkekle konuştuğunu farkedip bağırmaya başladı. Karı-koca arasındaki sözlü tartışma kısa süre sonra kavgaya dönüştü ve Köksal mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla eşine saldırdı. Hüseyin Köksal eşi Asuman Köksal'ı boğazını keserek öldürdü. 

Köksal daha sonra da polis merkezine giderek teslim oldu.

Önce birlikte olup sonra öldürdü

1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde canavarca hisle ve eziyet çektirerek eşini öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Hüseyin Köksal, dün ikinci kez hakim karşısına çıktı. Daha önceki savunmalarını tekrar eden sanık, geçim sıkıntısı çektikleri için eşinin kendisini terk ettiğini söyledi. Köksal, "Ayrı yaşamamıza rağmen bazen kendisiyle görüşüyorduk. Olay günü de birlikte benim evime gittik. Orada ilişkiye girdik. Bir süre sonra eşimin telefonu çaldı. Ben açtım. Kimsin diye sorunca, karşıdaki kişi 'Asuman'ın kocasıyım. Sen kimsin' diye cevap verdi. Sinirlendim. Eşime kim olduğunu sordum. Bana hayatında başka biri olduğunu söyledi. Daha sonra da hakaret etmeye başladı. Kendimi kaybetmişim ve ne yaptığımı bilmiyorum" dedi. 

Ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor

Cumhuriyet savcısı cinayet sanığı Hüseyin Köksal'ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını isterken, sanık ve avukatı son savunmalarını hazırlamak için süre isteyince duruşma ertelendi.

Gözaltına alınıp serbest bırakılmış

Bu arada Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan mahkemeye gönderilen bilgiye göre, Asuman Köksal'ın öldürülmeden 6 ay önce eşini 3 kez polise şikayet ettiği belirtildi. 2 kez hakaret ve tehdit, 1 kez de eşe kötü mualeme yapmak suçlarından gözaltına alınan Hüseyin Köksal, nöbetçi mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. 

Köksal hakkında asliye ceza mahkemelerine 3 ayrı dava açıldı. Eşe kötü mualeme yapmak suçundan açılan davadan delil yetersizliğinden dolayı beraat ettirilen Köksal'ın diğer iki davadaki yargılaması devam ediyordu.




CNNTURK, 22.09.2011

16 Eylül 2011

Hakimlerden Şoke Eden Tecavüz Önerisi


İş yükünün azalmasını isteyen hâkim ve savcıların önerisi: 'Kadın tecavüz edenle evlenirse davalar düşer, iş yükü azalır.'
Hakimlerden şoke eden tecavüz önerisiRadikal'in haberine göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca (HSYK) organize edilen ‘yargının hızlandırılması ve sorunların tespit edilmesi’ amacıyla yapılan toplantılarda hâkim ve savcılar ilginç ve tartışmalı önerilerde bulundu. Öneriler arasında tecavüze uğrayan kadının tecavüzcüsüyle evlenmesi halinde davanın düşürülüp işgücünün azaltılması da yer alıyor.     
Toplantılara katılan hâkim ve savcılardan gelen öneriler ‘Yargıda Durum Analizi’ isimli raporda toplandı. Söz konusu öneriler HSYK tarafından öncelik sıralamasına göre, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumlara iletilecek. Rapor taslağında yer alan bazı öneriler kamuoyunda tartışma yaratacak türden. ‘HSYK’nın başkanı sembolik olarak cumhurbaşkanı olmalı’, ‘Bazı kurumlardaki döner sermaye verilmesi gibi imkânlar tanınmalı’, ‘Protokoller yapılarak hâkim - savcıların buralarda ücretsiz muayene edilmesi sağlanmalı’, ‘Hâkim - savcıların belli aralıklarla psikolojik destek alması sağlanmalı’, ‘Cüppeler yeniden tasarlanmalı’ gibi talep ve önerilerin yer aldığı raporda, kadına yönelik şiddetle ilgili tartışılacak fikirler de yer aldı. O önerilerden bazıları şöyle: “Adli Tıp’tan cinsel suçlarla ilgili daha hızlı rapor alabilmek için ‘beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı’ araştırması yerine sadece ‘beden sağlığının bozulup bozulmadığı’ araştırılmalı. 15 yaşından küçüklere karşı rızaen cinsel ilişki suçlarının ceza miktarları düşürülmeli, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 434. maddesindeki uygulama yeniden hayata geçirilmeli.”

(Yürürlükten kaldırılan bu madde kaçırılan veya alıkonulan kadının evlenmesi halinde koca hakkındaki cezanın 5 yıl ertelenmesini öngörüyor. Ayrıca söz konusu madde mağdurun tecavüzcüsüyle evlenme maddesi olarak yoğun şekilde tartışılmıştı.)

Şiddet yasası üç ayda tamam

Gaziantep’te bulunan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, kadına yönelik şiddete karşı önlemlerin yer aldığı düzenlemelerinTBMM açıldıktan sonra, üç ay içinde tamamlanacağını söyledi. Yasalar içinde çocuk istismarına yönelik tedbirleri içeren kanun da yer alıyor. Bu arada Şahin’in gündeme getirdiği ‘elektronik kelepçeyle’ ilgili olarak da TBMM Araştırma Merkezi Müdürlüğü’nce rapor hazırlandı. Raporda “Her ne kadar kısıtlama kararları sonrası yaşanan saldırı hatta cinayet vakalarını tamamen ortadan kaldırmasa da elektronik takibin, mağdurun psikolojik bakımdan rahatlaması, kısıtlama emrinin kuvvetlenmesi ve saldırganın caydırılmasına katkıda bulunması adına faydalı sonuçlar doğuracağı öngörülmektedir” denildi.


Hürriyet16 Eylül 2011

7 Eylül 2011

Kadına Şiddeti Durduracak Cihaz!

Fransa'nın başkenti Paris'in sorunlu kasabası Bobigny'de başlatılan ve daha sonra ülkenin doğusundaki Strasbourg kentinde, potansiyel mağdurlar için dağıtılan özel cep telefonları, kadına yönelik şiddeti önleme konusunda etkili bir çare olarak gündeme geliyor.

Son olarak Strasbourg'da 46 yaşındaki bir kadın, yeni hapisten çıkan ve evine yaklaşmasına yasak getirilen eski kocasının bıçakla saldırısından, özel cep telefonunu kullanması sayesinden kurtuldu.

Kadının eski kocasının şiddetinden kurtulmasında, telefon şirketi ile telefondaki çağrıyı alıp güvenlik güçlerini alarma geçiren sigorta şirketinin işbirliği önemli rol oynadı. Kadının, kendisine verilen özel cep telefonunu sadece bir kez çaldırmasıyla, yetkililerle konuşamasa bile, yeri tespit edilerek, güvenlik güçleri alarma geçirildi.

Fransız basını, yargı, güvenlik güçleri ve sivil toplum örgütlerinin ortak birlikte çalışmasıyla, kurulan sistemin giderek etkinliğinin artarak geliştiği görüşünde.

Bu uygulamayı ilk kez 2009 yılında görev yaptığı Paris'in Bobign kasabasında hayata geçiren Strasbourg savcısı Patrick Poirret, bu kentte de, yine aynı projenin başarılı bir şekilde yürütülmesini en önemli mimarı olarak gösteriliyor.

Projenin başarılı olmasında, şiddete hedef olan kadınları koruyan sivil toplum örgütleri ve savcılık makamının yakın işbirliği önemli rol oynuyor.

Strasbourg'da sekiz ayda, 10 özel telefon dağıtılırken, bu telefonlardan şu ana kadar altı kez alarm geldiği ve polisin 4 şüpheli kişiyi gözaltına aldığı açıklandı.

Projenin ilk uygulandığı Bobigny kasabasında, ilk yıl 30 telefon dağıtılmış ve polis 32 kez gelen alarm sinyallerin ardından müdahalede bulunmak zorunda kalmıştı.

10 kadından biri şiddet görüyor

Söz konusu proje uyarınca boşandığı eşinin ya da sevgilisinin şiddetine maruz kalacağını düşünen ve başvuruda bulunan kadınlara altı ay süreyle bu telefonlar veriliyor. Gerektiği takdirde kadınların kendilerini güven içinde hissetmeleri için bu süre bir altı ay daha uzatılabiliyor.

Fransa'da kadına yönelik şiddeti önlemek için geçen yıl çıkartılan yeni yasa, bu tür bir uygulamanını hayata geçirilmesine imkan veriyor.

Uzmanlar, henüz tutuklanmamış zanlıların, cezaevinden yeni çıkmış ve suç işlemeleri ihtimali bulunan eşlerin şiddetini önlemek için uygulamanın etkili olduğu görüşünde.

Fransa'daki araştırmala göre, ülkedeki 10 kadından birisi eşi veya sevgilisinin fiziksel veya psikolojik saldırısına hedef oluyor.

Fransa'da 2005'te yapılan bir araştırma, ülkede şiddet sonucu ölümlerinin yüzde 13'ünü çiftler arasında kavgaların yol açtığını ortaya koymuştu.



CNNTURK

'Neden Bayram Temizliği Yapmadın' Dayağı!

Adana’da 2 çocuk annesi 20 yaşındaki Fatma Kaya, nikahsız eşi Mehmet Turan’ın babası Şehmuz Turan ve kardeşi Hamit Turan tarafından ’bayram temizliği yapmadığı’ için dövüldüğünü iddia edip, polise sığındı.

Mardin’den Adana’ya göçüp, merkez Seyhan ilçesinin Dağlıoğlu Mahallesi’ne yerleşen halasının oğlu tarım işçisi Mehmet Turan’ın kendisini zorla kaçırıp, aile baskısıyla nikahsız yaşadığını, kayınpederi Şehmuz ve kayınbiraderi Hamit Turan’la aynı evde yaşamaya başladıklarını söyleyen Fatma Kaya, evliliğinin ilk gününden bu yana eşinden şiddet gördüğünü öne sürdü. İki kez Mardin’deki baba evine dönmesine rağmen 2.5 yaşındaki oğlu S. ve 1.5 yaşındaki kızı E.’nin hatırına geri döndüğünü ağlayarak anlattı.

'Herşeyi bahane edip dövüyordu’

Yemeği beğenmeyen eşi tarafından önceki akşam yine dövüldüğünü, arife günü de bayram temizliğini bahane eden kayınpederi Şehmuz ve kayınbiraderi Hamit Turan’ın şiddetine uğradığını ifade eden Fatma Kaya, iki çocuğuyla evden kaçıp, canını kurtarmak için polis merkezine gittiğini söyledi. Fatma Kaya şunları anlattı:
"Halamın oğlu beni zorla kaçırmıştı. Ailem araya girince evliliğe razı oldum. Resmi nikah yapmadı. En küçük şeyi bahane edip, dövüyordu. Dün gece de yemeği beğenmeyip, dövdü. Sabah da çalışmak için tarlaya gitti. Ben de evde çocuklarımla ilgileniyordum. Kayınbabam Şehmuz Turan ile kayınbiraderim Hamit Turan eve geldiler. Bayram temizliği yapmamı istediler. Ben de oruçlu olduğumu ve iki çocukla ilgilendiğimi, yavaş yavaş yaptığımı söyledim. Bunun üzerine kayınbabam sinirlenip tokat vurdu, yere düştüm. Sonra da kayınbiraderim Hamit Turan tekmeyle karnıma, yüzüme vurmaya başladı. Bağırıp, yardım isteyerek sokağa çıktım. Kimse yardım etmedi. Çocuklarımı alıp, karakola kadar geldim. Polisler de beni hastaneye getirdi."



'Aileme göndermeyin’

Adana Devlet Hastanesi’nin Acil Servisi’nde tedaviye alınan genç kadının 2 çocuğu yaşananlardan habersiz, verilen meyve suyunu içti.

Başından geçenleri gözyaşları arasında anlatan Fatma Kaya, ailesinden şikayetçi olurken, "Beni babamın evine göndermesinler. Daha önce 2 kez gittim. Babam, çocuklarımı bırakıp gelirsem beni kabul edeceğini söyledi. Ben de kabul etmeyince geri gönderdi. Bir daha gidersem yine onların eline verir. Ben sığınma evine gitmek istiyorum" diye gözyaşı döktü.

Tedavisi tamamlanan Fatma Kaya, polis gözetiminde İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı Kadın Sığınma Evi’ne teslim edildi.

Şiddet uyguladığı iddia edilen koca, kayınpeder ve kayınbirader ise polis merkezinde ifadelerinin alınmasının ardından Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla serbest bırakıldı. 



CNNTURK