22 Nisan 2008

"Erik Çalan Çocuğa Tecavüz"

Ruhat Mengi'nin Vatan Gazetesi'nde yayınlanan, "Erik Çalan Çocuğa Tecavüz" başlıklı 26.09.2005 tarihli söyleşisi:
bağlantı


Erik çalan çocuğa tecavüz
Türkiye'de kadınların karşılaştığı taciz, tecavüz ve diğer şiddet suçlarıyla ilgili Avukat Canan Arın ve Avukat Hülya Gülbahar ile yaptığım röportaja devam ediyorum


Türkiye'de kadınların karşılaştığı taciz, tecavüz ve diğer şiddet suçlarıyla ilgili Avukat Canan Arın ve Avukat Hülya Gülbahar ile yaptığım röportaja devam ediyorum.

Hülya Gülbahar: Kanun değişse de aynı anlayış sürdüğü için bir erkek kadına karşı suç işlediğinde sistem o erkeği aklamak için, ceza vermemek için elinden gelen herşeyi yapıyor. Çok tipik bir örnektir, tahrik maddesi; 11 yaşında kız çocuğu bahçesinden erik çaldı diye adam tecavüz ediyor çocuğa. Ve tahrik indirimi veriyorlar, "tahrik oldum" diyor, indirim alıyor. "Çocuğa tecavüz eden erkeği bile" kurtarmak için sistem araçlarını devreye sokuyor. Böyle bir ceza kanunu vardı. Yeni Türk Ceza Kanunu'nda ise bununla ilgili bütün maddeler değişti, bu açıdan çok önemlidir.

Canan Arın: Ama davalar lüzumundan fazla uzayıp gidiyor. Hakimlerin hepsinin kafası değişmedi; eğer tecavüz eden örneğin polis ise hâlâ mahkeme başkanı o polisi koruyacak şekilde, gözümüzün içine baka baka zabıtlara polis yararına olacak ifadeleri geçirmeye kalkıyor. Kadını insan olarak kabul etmek ve ona karşı işlenmiş suçun gerçekten suç olduğunu kabul etmek bir mentalite değişikliğini gerektiriyor. Türkiye'de bana göre en vahim kararlardan biri şudur: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ceza hukukunu en iyi bilen yargıçlardan 12'si öz kızına tecavüz eden bir babanın davasında "kızın rızası"ndan bahsetti ve baba l oy farkla gereken cezayı aldı. Türkiye'de 25 yaşında bir kadın sevdiği adama kaçtığında jandarma yakalıyor ve getirip kızı ailesine mal teslim eder gibi teslim ediyor. Bu kadın reşit, temyiz kudreti var, kanunun aradığı bütün şartlar var. Ertesi gün kadın ağabeyleri tarafından traktör altına atıldı ve kafasından çıkan sesleri etraftaki herkes duydu. Adına "namus cinayeti" dediler. Böyle bir ülkede 13 yaşındaki bir kız çocuğunun, kendisine tecavüze kalkan babasına karşı serbest iradesi olduğunu iddia etmek nasıl bir yargıçlıktır, nasıl bir hukuk anlayışıdır?

Niye efendim kız daha önce bunu söylememiş: Nasıl söylesin? Olayın önemli detaylarını, psikolojik baskıyı, baba tarafından yapılan tehditleri, sindirmeleri bir tarafa bırakıp hâlâ kızına tecavüz eden adamı korumaya çalışan 12 tane yargıç var, hiç utanmıyorlar, yüzleri kızarmıyor. Yargıçların kafası böyle çalıştığı için bu olaylardan sonra benzer bir olayda yine kız çocuğun rızasından bahsedildi.

Türkiye hâlâ bir kadınlar cehennemi nasıl engellenecek bu dayak, cinayet ve tecavüzler?

Hülya Gülbahar: Burada bir konsensüs var, suçlu erkek devleti arkasında hissediyor. Bu önlenmediği sürece durdurulamaz.

İzmir'deki B.S'ye evde otururken tecavüz edildi. Hâlâ işvereni "Kickboks biliyordu, neden kendini korumadı" diyor. Sanki kız tecavüzü istemiş gibi bir hava yaratıyor?

Canan Arın: Hemen bir soru sorayım; bir SAS komandosu Beyoğlu'nda tinerci bir çocuk tarafından öldürüldü, neden kendini korumadı? Ne bilirse bilsin, o saldın, o travma sırasında kendini koruyabilmek çok zordur.

Hiç yorum yok: